Tüm Sektörlerde Daha Fazla Kadın Çalışana İhtiyaç Var. Bunu Gerçekleştirmek Bizim Elimizde

Bir Çin atasözüne göre: Gökyüzünün yarısını kadınlar taşır. Kadınlar teknoloji kullanıcılarının neredeyse yarısını oluşturuyorlar. Ancak buna rağmen kadınlar teknoloji ve girişimcilik konusunda ciddi bir temsiliyete sahip değil. Bu sürdürülemez ve kabul edilemez. Bu durum toplumsal ve ekonomik ilerlemeyi engellerken, teknolojik gelişime de zarar verir. Bu nedenle, bu yazıyı kadınların teknoloji alanlarında ve istihdamda güçlendiğini hayal ederek yazıyorum. Bu hayalin gerçekleşmesi için sadece kadınların değil hepimizin yeni dünya düzeninin gerekliliklerine ayak uydurması gerekiyor. İnsan Kaynakları sektörü de bu düzene uygun şekilde, kendini sürekli yenilemesi gereken bir alan. Bu nedenle güncel İK teknolojilerinden ve salgın döneminde İK sektörünün dijitalleşmesinden bahsetmek istiyorum.

Beşerî sermaye yönetimi (Human Capital Management) yazılım sağlayıcıları yeni yetenekler edinmeye ve eldekileri genişletmeye devam ediyor. Bunun yanında yapay zekâ, makine öğrenimi ve İK sohbet botu çözümleri gibi teknolojiler gittikçe gelişiyor. İnsan analizlerinin daha doğru ve detaylı bir biçimde yapılması için yapay zekâ kullanılıyor. Böylece en doğru adayın seçilmesi sağlanıyor. Bunun yanında yapay zekâ, kişiselleştirilmiş iş teklifi mektupları oluşturmak ya da daha önceden görüşülmüş ancak işe alınmamış adaylara bildirimde bulunuyor. Robotik işleme otomasyonu (RPA) isimli yazılım da İK teknolojilerinde yükselen trendler arasında. Bu yazılımla, ücretlendirme, bordrolama gibi görevler yerine getirilip, yönetime katkı sağlanıyor. Teknolojik işe alım yazılımları şirketlerin, âtıl işlerini yaparak, insan kaynakları yöneticilerinin zamanlarından tasarruf etmelerine yardımcı oluyor. İK çalışanları da böylece yeni yetenekler için aramalarını devam ettirirken zaman kaybı yaşamıyor. Chatbotlar ve buna benzer teknolojiler, zamanlama ve temel bilgiyi sağlama gibi daha düşük düzeyli görevler üstleniyor. Bu durum da İK profesyonellerini adaylarla daha doğru ilişkiler kurma konusunda daha fazla zaman ayırmaya motive ediyor. İK teknolojilerine, şimdi sayısız işletme tarafından her zamankinden daha fazla yatırım yapılıyor. 2019’da yayınlanan HR Technology Market Report bu sektördeki bazı önemli bulguların ana hatlarını ortaya koyuyor. Rapora göre İK teknolojisine yapılan yatırımlar %29 arttı ve İK teknolojileri pazarının %10'luk bir büyüme kaydetmesini sağladı. İşte İK sektörünün bu değişimi görüp, buna ayak uydurması lazım.





Herkesin evlerinde çalıştığı ve fazladan motivasyona ihtiyaç duyduğu bu günlerde İK profesyonelleri eğitim planlarını, onlarla kolayca iletişim kurarak onları motive etmek üzerine kurmalı. Bunu yaparken, stratejilerini bu aralar son derece trend bir yöntem olan oyunlaştırma (gamification) üzerine kurabilirler. Benim öngörüme göre pek çok şirket bu yıl iletişim planlarını sanal ortamda ve oyun teknikleri kullanarak organize edecektir. Bu süreçte işletmeler, evden çalışma teknolojisini test etmiş bulundu ve küresel salgın hazırlığının yetersiz olduğunu gördük. İş dünyasının bu boşluğu doldurmaya yardımcı olması gerekiyor. Çin virüse karşı mücadele ettikçe, güçlü olduğu teknoloji sektörüne, yapay zekaya, veri bilimine, pandemiyi izlemek ve hastalıkla savaşmak için odaklandı. Örneğin Alibaba, Baidu, Huawei gibi devler de dahil olmak üzere teknoloji liderleri olan şirketler sağlık girişimlerini hızlandırdı. Teknoloji start-upları, virüs yayılmaya devam ettikçe teknolojiyi etkin kullanmak için dünyanın her yanından tedavi uzmanları, akademisyenler ve devlet kurumlarıyla entegre bir şekilde çalışıyor.

Tabii teknolojik gelişmeleri sayarken, sosyal medyayı da unutmamak lazım. Sosyal medya her sektörde olduğu gibi İK’da da önemli yer tutuyor. 2020 yılında da herkes tarafından anlaşılan akıcı, karşılıklı iletişime izin veren uygulamaları kullanılması ve konvansiyonel metodların geride bırakılması lazım.

Özetle her alanda olduğu gibi İK’da da otomasyon önem kazanacak. Boş olan pozisyonların doldurulması süreci bu teknolojik sistemlerle ivme kazanacaktır. Çünkü tüm bu süreçler pratikleşecek. Çalışanların sürekli sorduğu soruların (kaç gün iznim kaldı, ödemeler ne zaman yapılacak gibi) cevaplandırılması konusu da otomasyona bağlanacaktır.

21. yüzyılda yaşadığımız radikal değişimleri, teknolojik devrimleri tanımlayan pek ifade var: “Dördüncü Sanayi Devrimi”. “Büyük Vardiya” (The Big Shift)”. “Dijital çağ” gibi. Biz Teknolojide Kadın Derneği olarak içinde yaşadığımız dijital çağda, dördüncü sanayi devrimini deneyimlerken süper akıllı Toplum 5.0’ın yaratılması için uzman eğitimleri ve istihdam şansı vereceğimiz bir dizi projeye başladık. Hatta ilk mezunlarımızı verdik ve 20 kişiyi veri tabanı uzmanı olarak yetiştirdik. İnsan 3.0’a yani teknik donanımı yüksek bireyler yetiştirmek için yatırım yapıyoruz. Çok yakında hayatımıza girecek yarı insan-yarı makine hibritler ile birlikte yaşayabileceğimiz, pozitif iklimi yaratmak için insana odaklı çalışmalar yapmaya devam ediyoruz.

Koronavirüs salgını da gösterdi ki radikal bir teknolojik dönüşüm ve değişim yaşamamız gerek. Bu teknolojik değişim çalışma şekillerimizin düzenlenme ve yönetilme biçimlerini de dönüştürüyor. Yapay zekâ gibi teknolojilerin yaygınlaşması, İK'da yeni teknolojiler tarafından üretilen bilgileri yorumlamak için gereken veri analizi becerilerinin ve yetenek yönetimindeki işlevselliğin eksikliğini vurgulamak istiyorum.

İşte tam da bu yüzden Teknolojide Kadın Derneği olarak Türkiye’nin en büyük gücünün çalışkan, duygusal zekâsı yüksek kadınlar olduğunu düşünüyoruz. Ve bu gücü teknoloji ile ne kadar bütünleştirirsek ne kadar yoğunlaştırırsak Türkiye’nin o kadar ileri gideceğine inanıyoruz. Yetenek yönetimi çalışmalarımızda da kadınlar kadar erkekleri de destekleyerek ilerlemeye devam ediyoruz. Çünkü her alanda çeşitliliğin en büyük güçlendirici unsur olduğunu düşünüyoruz, özellikle de ekonomide.