Uzak Hissetmeden Uzaktan Çalışın

Microsoft’ta 79 ülkenin olduğu Orta Doğu ve Afrika bölgesinde teknik ekibin direktörüyüm. Yöneticim İsrail’de, onun yöneticisi Dubai’de yaşıyor, ekip arkadaşlarım farklı ülkelerde. Yoğun bir seyahat programım var, yani vardı. İstanbul’da olduğum dönemler evden çalışmayı tercih ediyordum. Toplantılarım sanal toplantı şeklinde olduğu için nerede olduğumun önemi yok. Ayrıca trafikte vakit kaybetmemek ve çocuklarımla daha fazla vakit geçirmek çok cazip. Eskiden bunu anlattığımda enteresan bir hikayeydi. Covid-19 nedeniyle içinde bulunduğumuz bu olağanüstü durumda artık çoğumuz evdeyiz ve online platformlar üzerinden çalışma sistemi zorunlu hale gelmeye başladı.

 

Çalışanlarımızın ve birlikte çalıştığımız firmaların sağlıklarını tehlikeye atmamak ama bir yandan iş süreçlerinizi devam ettirmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Firmalar, evden çalışmanızı daha verimli hale getirecek teknolojik altyapıları kurdular veya kuruyorlar. Pek çoğunuz iş sürekliliğinizi sağlayacak uzaktan çalışma ortamlarında çalışmaya başladı. Benim gibi zaten bu platformları çok yoğun kullananlar için kolay bir geçiş olurken, pek çok kişi bu araçları yeni keşfediyor. Çevremden aldığım geri bildirimler çok olumlu. Pek çok kişi geleneksel çalışma biçimini sorgulamaya başladı bile. Neden her gün işe gidelim, evden çalışmak çok verimliymiş, neden ofis binasına bu kadar yatırım yapıyoruz gibi yorumları sık sık duymaya başladım. İçinde olduğumuz olağanüstü durum ne kadar sürer bilemiyorum ama alışkanlıklarımızı değiştireceği çok net. Bu süre sonunda her gün işe gitmek yerine, hibrit çalışmaya devam edeceğimize inanıyorum. Dijital dönüşüm yolculuğu hızlandı ve hızlanmaya devam edecek. Firmalar binalara yatırım yapmak yerine bulut teknolojilerine yatırım yapıp, kesintisiz çalışma senaryolarını güçlendirecekler.

 

Evden çalışmanın hiç mi zorluğu yok. Tabi ki var. Araştırmalar gösteriyor ki iletişimde ve iş birliğinde zorlanmak, yalnız hissetmek, ara vermeden uzun saatler çalışmak, evde dikkatin dağılması, motive kalabilmek gibi konular başı çekiyor. Eskiden günde 4-5 toplantı yaparken, 10 toplantı yapar hale geldik. Sosyalleşme ihtiyacımız var, yıpranmaya başladık. Uzak hissetmeden uzaktan çalışın diyorum ve senelerdir edindiğim deneyimleri sizlerle paylaşmak isterim:

·       Çalışma alanınızı oluşturun: Evde nerede rahat hissediyorsanız, kendinize göre bir düzen oluşturun. Sabah kalkınca üstümü değiştirmeyi seviyorum. Rahat kıyafetlerle olsak da en azından duruşunuz değişiyor.

·       Sık iletişim kurun: Ekip ruhunu koruyabilmek çok değerli. Biz sosyal varlıklarız, koridor sohbetlerimizi özlüyoruz. Ekip arkadaşlarınıza gün içinde kısaca hâl hatır sormak, sohbet etmek, hem size hem karşınızdakine iyi gelecektir. Toplantılarımızda hemen iş konuşmaya başlamak yerine, önce herkesin nasıl olduğunu konuşun, sosyalleşin. Kendi ekibimle her hafta 30 dakikalık çay/kahve sohbeti yapıyoruz. 3 kuralımız var; kamerayı açmak, eline çayını/kahveni almak ve işten bahsetmemek. En keyif aldığımız, birbirimizi daha yakından tanıdığımız, kesinlikle bol kahkahalı bu toplantı.

·       Evde çalışma dengesini kurun: Bu dönem evde yalnız değiliz. Eşimiz, çocuklarımız, belki kedimiz köpeğimiz bizlerle. Evde olup tüm gün odaya kapanmayalım. Çocukların uzaktan eğitimine destek olalım, ev işlerini beraber yapalım, sevdiklerimizle daha çok vakit geçirelim.

·       Etkili toplantı kuralları: Sanal toplantıların ne kadar efektif olduğunu deneyimlemişsinizdir. Çoğunlukla zamanında başlar ve biter. Buradan yola çıkıp toplantılarınızın süresini tekrar değerlendirin. Bir saat yerine 45 dakika olur mu, 30 dakika yeter mi düşünün. Göreceksiniz ki kısa sürede pek çok konuyu halletmek mümkün. Toplantılarınız arasına 5-10 dakikalık kısa molalar koymanızı öneririm. Katılamayanlar için toplantılarınızı kaydedin, dosyaları paylaşın. Böylece herkes kolaylıkla aynı sayfada olur. Düşünceli ve kapsayıcı olmak önemli. Yüz yüze toplantılarda kim konuşulanlara katılmıyor, kim dikkatini veremiyor görmek ve o kişiyi dahil etmek daha kolay. Sanal toplantılarda kamerayı açarsanız daha samimi ve etkileşim elde edebilirsiniz. Katılımcımlara arada söz vererek, herkesin görüşünü almak, dahil etmek yapıcı olacaktır.

·       Moral motivasyon: Bu dönem enerjimizi yüksek tutma zamanı. Evde egzersiz mi yaparsınız, sevdiklerinizi arayıp seslerini mi duyarsınız, hobilere vakit mi ayırırsınız, topluma destek olacak projelerde mi yer alırsınız size kalmış. Rutinden çıkalım, ruhumuzu besleyelim. Çoğumuz çareyi mutfakta yeni tariflerde arıyoruz, ekmek yapmayan kalmadı. O da olur, iş ki enerjimiz yüksek olsun, yüzümüz gülsün.

 

Yeni dünyada değişime ayak uydurma zamanı. Darwin’in dediği gibi ‘En güçlüler değil, değişime uyum sağlayanlar hayatta kalır’. Dinozorlar mı hayatta kaldı, en akıllılar mı, hayır… Değişime ayak uyduranlar ayakta kaldı. Viktor Frankl’in şu sözünü paylaşmak isterim: ‘İçinde bulunduğun durumu değiştiremiyorsan, kendimizi değiştirmek zorundayız’. Viktor Frankl, Nazi soykırımı sebebiyle Polonya’daki Auschwitz toplama kampına gönderilmiş. İnsanın Anlam Arayışı adlı kitabında toplama kamplarında, zor koşullarda kurtulanların nasıl başardıklarını anlatmış ve değişime ayak uydurmanın önemini vurgulamış.

 

Uzak hissetmeden uzaktan çalışalım. Şimdi evde kalma zamanı hem kendimiz hem toplum için. Sağlıkla kalalım, enerjimizi yüksek tutalım, güzel günler yakında. Dijitalleşme sürecinde desteğe ihtiyacınız olursa Microsoft ekibi olarak iş ortaklarımızla yanınızdayız.